“KOOPERATİFÇİLİK: SINIRLAR VE İMKANLAR”

Çalışma Grubu Sonuç Raporu

Karaburun Bilim Kongresi “Ne Yapmalı” teması ile 5-9 Eylül 2018 tarihlerinde İzmir’in Karaburun ilçesinde yapıldı. İstanbul’da tüketim kooperatifi çalışması yürüten Anadoluda Yaşam Tüketim Kooperatifi, Beşiktaş Kooperatifi Girişimi, Kadıköy Kooperatifi ve Koşuyolu Kooperatifi Girişimi “Kooperatifçilik: Sınırlar ve İmkanlar” başlıklı çalışma grubu ile kongrede yerini aldı.

Çalışma grubu düzenleyicileri, kongre öncesi İstanbul’da hazırlık toplantılarında bir araya geldi, metot ve içeriğe dair kolektif bir yaklaşım üretti. Bu atölyenin düzenlenmesindeki amaçlar kooperatiflerin bir araya gelmesi ve ilişkilerin kuvvetlenmesi, ortaklaşma imkânlarının sağlanabilmesi, farklı kooperatiflerin kesişim noktalarının neler olabileceğinin tartışılması ve elbette kongrenin ana sorusu olan ‘Ne Yapmalı’ için kooperatifçilik çerçevesinden bir cevap verebilmek olarak belirlendi. Çalışma grubu, 3 oturumluk atölye biçimde gerçekleştirdiği etkinlikte deneyim paylaşımı, katkılar ve tartışmalar şeklindeki alt başlıklara yer verdi. “Gıda ve Kooperatifçilik”, “Örgütlenme Biçimleri” ve “Ne Yapmalı” başlıklarını taşıyan oturumlarda düzenleyiciler kendilerini tanıttı, deneyimlerini paylaştı. Sonrasında atölyede yer alan farklı kişi ve gruplar da kendi deneyimlerini paylaşarak kolektif bir deneyim paylaşımı ve tartışma ortamı oluşturuldu.

Atölye düzenleyicileri dışında, farklı türde örgütlenmeler içerisinde yer alan şu gruplar söz alarak deneyimlerini aktardı: Yeryüzü Derneği (İstanbul), Ütopya (İstanbul Şile’de bir kolektif), İzmir Doğa ve İnsan Dostu Topluluk Destekli Tarım Grubu, İzmir Seferihisar Gödence Kooperatifi, Ovacık Tüketim Kooperatifi, Zeytinli Ekolojik Yaşam Topluluğu (Bayramiç), Refikler Çiftliği (Fethiye), Kuçe Yemek Kolektifi (İstanbul), Karaburun Kolektifi, Karaburun Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, Dürtük (İstanbul), İzmir-Köy Koop, Eko Harita, Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu, Üzüm Üreticileri Sendikası, Yırca Hanımeli El ve Ev Ürünleri. Bu gruplar dışında, Karaburun’da yaşayanlar ve kongre katılımcıları da atölyelere katılarak tartışmalara katkı sundular. (İsmini kaçırdığımız gruplar da olabilir, özür dileriz).

“GIDA VE KOOPERATİFÇİLİK” / 7 Eylül Cuma

“Gıda ve Kooperatifçilik” başlıklı oturum, katılan tüm kooperatif, dernek, kolektif ve toplulukların kendini tanıtması ile başladı. Kendi örgütlenme biçimleri, işleyiş modelleri ve ilkeleri hakkında aktarım yapan katılımcılar, örgütlenerek birlikte hareket etmenin gerekliliği ve önemine, direniş ve mücadelenin ancak bu şekilde uzun soluklu olabileceğine sık sık vurgu yaptı. ‘Gıda ve Kooperatifçilik’ meselesinin, sadece temiz ve sağlıklı gıdaya ulaşma sorununa indirgenemeyeceğinden, bu mücadelenin süregelen sisteme karşı bir mücadele

olduğu, beraberinde üretim süreçleri ve biçimlerinin, mülkiyet kavramının sorgulanması gerektiğinden söz edildi. Yeni yaşamın nüveleri olan bu girişimlerin, yeni toplumun prototipleri olması temennisi iletildi.

Oturuma kooperatif, topluluk ve kolektiflerin pratikteki sorunlarını paylaşmasıyla devam edildi. Ortak sorunlardan biri olan, ürünlerin aracısız şekilde tüketici/türeticiye ulaştırılması sürecinde yaşanan lojistik ve depolama sıkıntıları üzerine konuşuldu. Emeğini ve sürecini bildiğimiz gıdayla kurulan insani ilişkiler etrafında, yerel merkezli üretimle nasıl ağlar kurulabileceği, bu ağlar üzerinden bu ürünlerin nasıl birlikte alınıp taşınabileceği, nasıl depolanabileceği ve bu ağların nasıl yayılabileceği soruları üzerinde düşünüldü. Aynı ilde olan toplulukların bir depoyu ortak olarak kullanmasının bir çözüm olabileceğinden bahsedildi. Nakliyeye bir alternatif olarak da, arabasıyla iller arası seyahat edenlerin, seyahat rotaları dahilindeki yerlerden ürünleri alıp, bu ürünleri ilgili yerlere ulaştırabileceği sistemler, ağlar kurulabileceği önerisi getirildi. Dayanışma ağını büyütmek niyetiyle örgütlenmekte olan Yeryüzü Kır-Kent Buluşmaları, bu sorun ve önerileri konuşmak üzere, oturumdaki kooperatif, topluluk ve kolektiflere bir araya gelme, buluşmalara katılım çağrısında bulundu.

Sorunlar dile getirilirken, çeşitli kooperatifler mevcut örnekler ve deneyimleri üzerinden, işleyiş ve örgütlenme modelleri hakkında paylaşımlarda bulundu. Farklı kooperatiflerin farklı sorunları olduğundan bahsedildi. Bu veriler çerçevesinde, kooperatiflerde daha demokratik bir yapının nasıl mümkün olacağı, yönetim ve yetki ilişkilerinin nasıl şekilleneceği, hangi amaç için ne tür kooperatiflerin daha etkili olabileceği tartışıldı. Kooperatifler arası bağların güçlendirilmesi amacıyla, kooperatif üst birlikleri kurulmasının yararlı olabileceği görüşü ortaya çıktı. Bunun yanı sıra, kooperatiflerin birleşmesinin de bir tekel yaratacağı ve bu şekilde tekele karşı durmanın mümkün olmayacağı dile getirildi. Öncelikle, kooperatiflerin mevcut yapılanmalarını, doğrudan katılım ve söz hakkına olanak tanıyan, eşitlikçi hale dönüştürülmesinin gerekliliğinden söz edildi. Bu dönüşen üretim, tüketim, yönetim ilişki ve süreçleri kooperatifler içinde benimsenip, hayatın her alanına taşınması gerektiğine, ancak bu şekilde mevcut sisteme dair bir şeylerin değişebileceğine vurgu yapıldı. Aynı zamanda kooperatiflerin, ilgili tüketici toplulukları ve kolektiflerle ne şekilde ve nasıl ilişkileneceği tartışılırken, kurulacak bağların, mevzuat gibi yasal konularda ne gibi alternatifler yaratabileceği üzerine de düşünüldü.

Tüketim ve üretim kooperatiflerinin aracısız bağının, üretici ve tüketici arasında doğrudan ilişki kurulmasına, tüketimin sağlıklı ve erişilebilir kılınmasına, üretimde emeğin adil karşılığının alınabilmesine ve bunun birlikte yapılabilmesine olanak sağladığından söz edildi. Gıda sisteminin alternatif şekilde kurulduğu bir gelecek tahayyülünde, tüketici kooperatiflerinin birlikte çalışacakları üretici kooperatiflerini, üreticilerin örgütlenme ve üretim biçimlerini nasıl dönüştüreceği tartışmasının üzerinde duruldu. Kooperatifçilik tartışmalarında ilkelerin de masaya yatırılması gerektiği, yalnızca üretimi değil, günlük yaşamı da dönüştürüp örgütleyebilmek adına, üreticinin kadın/çocuk/işçi emeğini

sömürmemesi, eve döndüğünde kadına şiddet uygulamaması gibi konuların,kuracağımız ilişkilerde önem verdiğimiz noktalar olması gerektiğine dikkat çekildi.

Doğal, ekolojik tarımla beraber yükselen fiyatların, tüketicinin sağlıklı ürünlere erişimini ve üreticinin ürünlerini satışını güçleştirdiğinden söz edildi. Ancak bu sorunun bireysel değil, gıda egemenliği çerçevesinde, üreticinin üretim ve yaşam koşullarını da hesaba katarak sorgulanması gereken, derin ve politik bir konu olduğu, bu sebeple politik hak mücadelesini örgütlemenin de önemli olduğu vurgulandı. Küçük üreticilerin bir araya gelerek nakliye vb. giderlerini azaltmaları, tüketicilerin bir araya gelerek kargo ücretini paylaşmaları gibi birlikteliklerin, zamanla ve kalabalıklaştıkça ürünlere erişimi kolaylaştıracağından söz edildi. Bunun yanı sıra, kentten köye göç etmiş üreticilerin, çoğunlukla ürünlerini köylüden daha yüksek fiyatlandırdığı söylendi. Buna çözüm olarak, adil bir fiyatlandırma için ne gibi ortak ilkeler olabileceği üzerinde çalışılıp, fiyat ilkesi belirlenebileceği önerisi sunuldu.

Kooperatif, gıda toplulukları ve ilgili tüketim kolektifleri içinde yer almayanların, bu yapıları tanıyor ve biliyor olmasına rağmen sisteme katılmadığından, sistemi desteklemediğinden bahsedildi. İnsanların bu yapıya, üreticilere veya ürünlere karşı güvensizliği karşısında, tekrar güven duygusunun kazanılması için nelerin yapılması gerektiği üzerine düşünüldü. Bunun için öncelikle tüketim alışkanlıklarının ve algılarının dönüştürülmesi gerektiğine vurgu yapıldı. Tüketim, gıda inisiyatifleri içinde yer almanın, gönüllü olmanın ya da üretici ziyaretlerinin, organik bağları güçlendirerek güven ve sağlıklı ilişkiler yarattığı üzerinde duruldu. Üretici ziyaretleri yapılarak, aynı zamanda katılımcı sertifikasyon sisteminin hayata geçtiği, şirket üretimi ya da organik sertifikasyon sistemine alternatif bir güç yaratılmış olduğunun altı çizildi.

Tüketici kooperatifleri ve topluluklarının, üreticiyi yalnızca sertifikasyon ile ilgili değil, sorunlu tarım politikalarına karşı da destekleyebilmesinin, üretim süreçlerini dönüştürebilmesinin mümkün olduğundan söz edildi. Kimyasalsız, zehirsiz, biyoçeşitliliğe ve yaşama zarar vermeyen bir üretimin de ancak tüketici kooperatifleri, gıda toplulukları, inisiyatifleri tarafından desteklenerek yaygınlaştırılabileceği vurgulandı. Arazisindeki artezyen suyuna sayaç takılan bir üreticinin, su iklimine uygun ürünler yetiştirmesinin ancak, ürününü satabileceği ve destekleneceğini bilmesi sonucu gerçekleşebileceği söylendi. Buna ek olarak, enerji ve su kullanımında da alternatifler yaratılması gerektiği, bu alanlarda da kooperatifleşmenin olabileceği dile getirildi.

“ÖRGÜTLENME BİÇİMLERİ” / 8 Eylül Cumartesi sabah

Oturum, katılımcıların kendi örgütlenme biçimlerini ve modellerini aktarmaları ile başladı. Katılımcıların farklı örgütlenme modelleri ve bu modellerde yaşadığı farklı sorunlar da ele alındı. Tüketim kooperatifleri ve kolektifleri ile üretim kooperatifleri ve kolektiflerinin farklı modellere sahip olduğu görüldü. Tüketim kooperatifleri ve kolektifleri arasında örgütlenme

biçimi açısından farklar olduğu, dolayısıyla örgütlenme konusunda yaşanan sorunların da farklılık gösterdiği belirlendi.

Karar alma yöntemleri konuşulan konulardan birisiydi. Genel olarak düzenli toplantılar yapılarak kararların alınması söz konusu. Yalnızca kooperatif ortakları tarafından karar alınan yapılar olduğu gibi, ortaklar ve gönüllülerin birlikte karar aldığı yapılar da mevcut. Bununla birlikte, kooperatif ortaklarının kararlarıyla yürütülen çalışmalara ortak olmayanların çalışmaya nasıl katılacağı ise üzerinde durulan bir konuydu. Ortak olmayanların karar alma konusunda eşit söz hakkına sahip olduğu durumlarda alınan kararların uygulanmasında ortak olmayanları bağlayacak bir sorumluluk mekanizması olmadığı, bu nedenle sorunlar yaşandığı belirtildi.

Bunun yanı sıra kooperatiflerce kullanılan modellerden birisi, kooperatif işlerinin ortakların da içinde bulunduğu gönüllülerce karar alınarak yürütülen ve katılıma açık bir yapı. Bu modelde yapılacak işler konular bazında oluşturulan çalışma birimleri ile iş bölümü yöntemiyle yürütülüyor. Tüm birimlerde rotasyon yapılıyor.

Karar alma yöntemleri olarak konsensüs ve çoğunluk kararı şeklinde iki tür yöntemi benimseyen gruplar da var. Konsensüs yönteminin yavaş kaldığı ve bazen kilitlenmeye yol açtığı fakat bu sorunun da aşılmaya çalışıldığı belirtildi. Konsensüs yöntemiyle karar alma, katılımcı sayısı az kişi olduğunda daha kolayken, katılımcı sayısı arttığında bunun nasıl sürdürülebilecegi önemsenen konulardan birisiydi. Geliştirilen katılımcılık, rotasyon, gönüllülük, konsensüs (uzlaşı) gibi yöntemlerin henüz yeterince tartışılmadığı, bu konulardaki sorunları çözecek yeni mekanizmalara ihtiyaç olduğu belirtildi. Karar alma konusunda kişinin kendi görüşünü gruba dayatabildiği, gündemi geciktirebildiği, grup içinde yılgınlık ortaya çıkarabildiği gibi sorunlara vurgu yapıldı.

Kooperatiflerde mevzuat dolayısıyla yapılması gereken genel kurulların yapılışında da farklılıklar olduğu görüldü. Genel kurul toplantılarını kamp şeklinde düzenleyip, yıllık genel kurullarda geçmiş yılın değerlendirilmesinin yapıldığı ve gelecek için hedeflerin belirlendiği toplantılar düzenlendiği gibi, ortaklar ve gönüllülerin bir araya gelip genel kurul gündemlerini görüştüğü ve karar aldığı genel kurulların formalite icabı yapıldığı bir formatta söz konusu.

Resmileşmemiş olan kooperatif girişimleri ve gıda topluluklarında işleyişin daha farklı olduğu görüldü. Sipariş yöntemiyle paket dağıtımı yapılan durumlarda dükkan açmanın bazı avantajları ve dezavantajları olduğu, dükkan tutulması durumunda resmileşme zorunluluğu bir başka sorun olarak ortaya çıkarken, çalışma yürütülen mahallelerde dükkan kiralarının çok yüksek olması da başka bir sorun olduğu belirtildi. Bunun yanı sıra dükkanın daha çok insana ulaşmayı sağlayabileceği, bunun yanı sıra bürokratik sorunları da artırabileceği belirtildi. Dükkanın olmadığı durumlarda mahalleyi örgütleyebilmek için çok sayıda atölye ve etkinlik yapmanın da bir yöntem olarak kullanıldığı anlatıldı.

Gıda topluluklarının ise semt semt küçük topluluklar olarak çalışmayı sürdürdüğü ve büyüdükçe bölünerek birim sayısını arttıran bir model ortaya koyduğu aktarıldı. Topluluklar arasında yatay bir ilişki olduğu, işlerin çekirdek olarak 5, 6 bazen 2, 3 gönüllü üzerinden yürüdüğü belirtildi. Toplantıların ihtiyaç duyulduğunda yapıldığı aktarıldı.

Üreticiler ayağında da farklı örgütlenme biçimleri olduğu görüldü. Üretici kooperatiflerinde yeni katılımların sağlanamamasının önemli bir sorun olduğu belirtildi. Görev almak isteyen kişi az olduğu için yöneticiler de çok sık değişmiyor. Yönetim ve denetim kurulları var. Toplantılar önemli olaylar olduğunda yapılıyor. Kararlar o toplantılarda tartışılarak olgunlaştırılıyor.

Yakın çevredeki diğer kooperatiflerle bir araya gelme denemeleri yapıldığı ama başarılı olunamadığı ve üst kurul kurulmasının başarılamadığı belirtilirken ortak dükkan açmanın da maliyetleri karşılayamadığı için başarısız olduğu anlatıldı. Üretim kooperatiflerinin bir diğer sorununun da satış oranlarının düşük olması olduğu belirtildi.

Üretim kooperatifleri açısından aktarılan önemli bir deneyim de Ovacık Kooperatifi idi. Üretim ve tüketimi birlikte örgütlemeyi hedefleyen kooperatifte kararların köylülerce alındığı, ürünlerin hızla piyasaya sürülmesi gerektiği için çoğunluk görüşü üzerinden karar alındığı belirtildi. Üretim aşamasında Arıcılar Birliği gibi farklı kooperatifler olduğu, yönetim kurullarında karar alındığı ve ücret, çalışma koşulları, iç denetimleri kendi içlerinde yürüttükleri aktarıldı. İşçilik ücretleri ayrıldıktan sonra eğer kooperatif kâr ederse öğrencilere destek için ayrıldığı belirtildi. Şu anda 3 köyde yürütülen bir pilot çalışma olduğu, mülk sahibi olan ve olmayanların traktör, enerji, ortak ekip, ürünleri pazara ortak sürme, malzemeleri ortaklaştırma çalışmalarının devam ettiği aktarıldı.

Çok fazla üretici olduğu, her üreticinin kendi yönetimi olması sebebiyle, karar alınırken çoğunluğun kararına göre hareket ettiklerini, yönetimlerinin kendi içinde demokratik işleyişe sahip olduğu anlatıldı. Her yönetim biriminden temsilcilerin katıldığı tüketim kooperatifleri merkezi birliği olduğu belirtildi.

Şu anda tüketim kooperatifinin resmileşme süreci devam ediyor. Şubeler oluşturuluyor. Ürünlerin her yerde aynı fiyattan satılmasına özen gösterildiği ve bir kişiye büyük miktarlarda satış yapılmadığı, “Üretici ve tüketiciyi dost kılmak nasıl yapılabilir?” sorusunun cevabını aradıkları, tüketim kooperatifini ihraç edilen öğretmenler ve öğrenciler üzerinden organize etmeye çalıştıkları, bu çalışanlara aylık verildiği ve sigorta yapıldığı belirtildi. Şu anda 6-7 kişi ile çalışıyorlar.

Doğal ürünler olduğu için geliri düşük kesimlerin almasının zor olduğu, bu durumla ilgili çözüm üretmemiz gerektiği vurgulandı.

Üretim alanındaki bir diğer örgütlenme biçimi örneği komünlerdi. İlkesel bir metin benimsenmiş. Uzun süre birlikte yaşamanın getirdiği eğilimler ve içtihatlar karar almada kolaylık sağlıyor. İş bölümü yapılmıyor, yapılan işler konusunda herkes birbirini haberdar ediyor. İletişim içinde olunan bir alışveriş ağı var. facebooktan da iletişim sağlanarak ürünlerin satışı sağlanıyor.

Tüketim kooperatiflerinin yerelle ilişkilenmesinin önemi vurgulandı. Talebi örgütlemek ve insanların tüketim tercihlerinde değişim yaratmak gerektiği belirtildi.

Yerelde örgütlenen gruplardan gelen bazı öneriler vardı. Gıda politikalarında bir değişim yaratabilmek için seçim bildirgelerine bu konuların girmesini sağlamak gerektiği vurgulandı. Ayrıca, yerel yönetimlerden mekan talep ederek bu sorunun çözülebileceği, yerel yönetimleri hedef alan, talep geliştiren kampanyalar geliştirmemiz gerektiği ve bu işin ortaklaşa örgütlenmesi önerildi.

Gıda üzerine örgütlenmiş olsak da mahallelerimizi ilgilendiren konularda da bir şeyler yapmamız gerektiği belirtildi.

Yerel örgütlenmelerin yanı sıra işyeri örgütlenmelerinin de artması gerektiği ifade edildi. Üniversite kampüslerinde kompleks karar mekanizmalarının olmadığı, gün içinde ihtiyaçların konuşulduğu, sipariş verilerek kampüste dağıtıldığı bir çalışmanın yürütüldüğü aktarıldı.

Kooperatiflerin tüketicilerin yan yana geldiği gruplar olmanın ötesine geçmesi, tüketim konusunun bir örgütlenme alanı olarak görülmesi, gıda sistemini değiştirmek için tüketim örgütlenmelerinin artması gerektiği vurgulandı. Yeni kooperatifler ya da şubeler biçiminde yeni kurulacak örgütlenmelere destek vererek, yeni bir kooperatifçilik deneyiminin ortaya çıkmasının önemsendiği belirtildi.

Kooperatifler arası ilişkilere dair; farklı kooperatiflerin bir araya gelerek yeni deneyimleri destekleyebileceği,ortak konulardaki etkinliklerde bir araya gelip fikri ortaklıkları fiiliyata geçirmek gerektiği belirtildi. Farklı şehirlerdeki grupların 2-3 ayda bir, bir araya gelmesi önerildi.

Gönüllülük temelli örgütlenmelerde yaşanan sorunlara ilişkin: gönüllülük ilkesinin sınırlarının belirsiz olduğu, gönüllü olan kişinin üzerine aldığı işi yapmaması durumunda işleyişte sorunlar çıkabildiği belirtildi.

Ayrıca üreticilerden gelen beraber çalışalım önerilerine, gönüllü emeğinin kullanımının bazı durumlarda emek sömürüsüne yol açtığı, bu konuda kötü örnekler olduğu konusunda uyarılar geldi.

Bunun yanı sıra ortaya çıkan bir problemin sorun çözme mekanizmalarının yeni keşfediliyor

olması ve hızlı işlememesi olduğu, mekanizmanın kurulması uzun sürdüğü için sorunun kişiselleşebildiği ve çözüm yaratılamadığı belirtildi. Sorunla karşılaşmadan bazı mekanizmaların oluşturulması gerektiği vurgulandı.

Yatay örgütlenmelerde birey hukukunun sağlanmasının önemi vurgulanarak, gruplaşma ya da blok hareket etmenin önlenebilmesi için de mekanizmalar geliştirmek gerekliliği belirtildi. Bu örgütlerde kurucular, eskiler, daha çok emek harcayanlar, gençlerle eskiler arasında hiyerarşi oluşabildiği, bu sorunun da göz önünde bulundurulması gerektiği belirtildi.

Ayrıca cinsiyetçilik ve kadın emeğinin görünmezliğinin hatta zaman zaman sömürüsünün kooperatif ve benzeri yapılarda henüz aşılamamış sorunlar olduğundan bahsedildi ve bu sorunların aşılması için sürekli mücadele edilmesi çağrısı yapıldı.

“NE YAPMALI?” / 8 Eylül Cumartesi öğlen

Son oturum kongrenin ana sorusunu cevaplamaya çalışarak noktalandı. Oturuma katılan herkesin somut önerileri alındı, ortaklaşa yapılabilecek işlerin ne olduğu sorusuna odaklanıldı.

Birlik Kurmak

Ürünlerin ve üreticilerin yer aldığı bir “veri ağı” önerisinin yapıldığı başlangıç konuşmasında, hem üreticilerin birbirleriyle iletişime geçebildiği hem de tüketicilerin ulaşabileceği geniş bir ağın kurulabileceği önerisi yapıldı. Bu ağın bir kooperatif birliği olabileceğini ve kooperatifin gündelik işlerini ücretsiz gerçekleştiren, muhasebe, sipariş gibi kalemleri de tek merkezden idare edebilen bir mekanizmaya dönüşebileceği ifade edildi. Farklı yaklaşımlar paylaşıldı. Bu tartışma sonuca bağlanamadı fakat tartışılmasının yararlı olabileceği belirtildi.

Birlikte hareket etme konusunda ilerleyen tartışmalar üretim ve tüketim alanında çalışmalar gerçekleştiren kooperatiflerin mutlaka ortak hareket etmesi gerektiğinin belirtilmesi ile devam etti. Tekele ve tekelci anlayışa karşı ama merkezileşmiş bir güç olarak hareket edilmezse üretim ve tüketimde karşılıklı inisiyatif kurmanın mümkün olamayacağı, tüketicinin üreticiye desteğinin sadece sembolik boyutta kalacağı ve su politikaları, tarım alanlarının sanayi bölgelerine çevrilmesi gibi konularda bir direniş sergileme imkanı olamayacağı vurgulandı. Bu birlikteliğe paralel olarak kadın, ekoloji ve emek gibi ayağının da olduğu çalışmalara da yer vermenin önemli olacağı vurgulandı. Sendika, meslek örgütleri, dernek vb. kitle örgütleriyle bir araya gelerek bir çatı örgütü kurulabileceği ve böylece daha fazla ürün üretme amacıyla zehirli kimyasallar kullanan tekellere karşı mücadele etmenin ve gıda ve tarım politikalarına müdahil olmanın daha kolay olabileceği belirtildi. Kira vb. giderleri en aza indirmek ve kooperatifleşmenin yaygınlaşması için Ovacık Belediyesi’nin benzeri ortak marketler kurmanın da faydalı olacağı ifade edildi.

Kooperatifleşme yada kooperatif olmadan -topluluk, komün vb- işler yapma konusunda da çeşitli tartışmalar yürütüldü. Bazı katılımcılar kooperatif kurmanın gerekli olmadığı konusunda fikir beyan etti. Katılanların büyük kısmı ise kooperatifleşmeninin önemli olduğunu vurgularken, katılanlar arasında kooperatiflerin şubeler şeklinde çoğalmasının tehlikeli -kapatılma vs nedenlerle- olabileceğini ifade etti. Kooperatiflerin merkezi bir birlik altında bir araya gelmesi mi, tek bir kooperatifin her yerde şubeleşmesi mi, yoksa her mahallede tek tek kooperatiflerin kurulması mı gibi önemli bir strateji sorunu da gündeme geldi. Bu konuda farklı yaklaşımların olduğu görüldü.

Nakliye ve depolama konusunda mevcut kooperatiflerin sıkıntılar yaşadığı aktarıldı ve bir araya gelmenin nakliye ve depolama sorunun çözümünde de önem taşıdığı ifade edildi.

Üretici ve tüketici kooperatfilerinin birlik oluşturması önerisine foruma katılan çeşitli üretici kooperatiflerinden ve sendikalardan da destek geldi. Birliğin inşasında üretici kooperatiflerinin yada sendikalarının öncü olabileceği belirtildi. Her sene biraraya gelinerek kurultaylar ve çalıştayların örgütlenmesiyle başlangıç yapılabileceğinin altı çizildi.

Ekolojik Tarım ve Sertifikasyon Meselesi

Sağlıklı, güvenilir ve kaliteli ürüne ulaşılması bakımından standartlar oluşturulması önerisi yapıldı. Bu kapsamda, doğal üretim ve tüketimin daha net tanımlanması, toprağın, suyun, canlıların vb. korunduğu üretim-tüketim ilişkilerinin geliştirilmesi, hibrit ve endüstriyel tohumlara, GDO’lu ürünlere karşı yerli-doğal tohumların korunması ve kullanımının yaygınlaştırılması gerektiği ifade edildi. Ürünlerde zirai ilaç kullanılmaması, çocuk işçi çalıştırılmaması gibi standartların bir araya gelerek, üretici ve tüketicilerin ortaklaştığı “katılımcı sertifikasyon” sistemiyle endüstriyel sertifikasyon dışında güven ilişkisi temelinde kurulabileceği ifade edildi.

Karar Alma Mekanizmaları

Tartışma konularından bir diğeri de kooperatif karar alma mekanizmalarının nasıl olabileceği üzerine gerçekleşti. Karar alma süreçlerinde konsensüs sağlanmasının önemli olduğu ve üreticilerin ve emekçilerin kendilerine söz verildiği ve yönettikleri modellerin mutlaka hayata geçirilmesinin önemli olduğunun altını çizdi. Dikey örgütlenmenin de olması gerektiği ancak önemli kararların kooperatif meclislerinde alınmasının daha iyi olacağı ifade edildi. Ancak bu konuda bazı tartışmaların da sonuçlanamadığı görüldü. Bazı durumlarda konsensüsle karar alınamadığı durumların ortaya çıktığı ancak buna zaman zaman çözüm bulunamadığı aktarıldı. Buna karşı yeni mekanizmalar kurmanın önemi ifade edildi. Tüketici kooperatiflerinin bazılarında kararların oy çokluğu ile alındığı belirtildi.

Önerilerin Somutlanması

Yapılan tartışmalar sonucunda bir takım somut öneriler ön plana çıktı. Bu somut öneriler ileriki dönemde kooperatiflerin, gıda topluluklarının ve kolektiflerin ortak gündemi olarak ele alınabilir ve üzerine çalışılabilir.

  • Üretici ziyaretleri ve ortak ürün tedariği

Beraber üretici ziyaretleri yapmak, oluşturulacak ortak ürün havuzu üzerinden ortak ürün tedariği yapmak, tedarik sürecini kolektifleştirmek, ortak üreticilerle çalışmak.

  • Lojistik ve depo

Lojistik sorununa ortak çözümler bulmak. Lojistik alanında çalışan sendikalar ile görüşerek beraber ne yapılabileceğini konuşmak. Ayrıca, alternatif kargo biçimlerini tartışmak- eş-dost kargo gibi topluluk destekli kargo sistemlerini gündeme almak.

  • Uzman buluşmaları

Çeşitli konularda kamuoyunu bilgilendirici ortak etkinlikler yapmak, bu etkinliklere alanda çalışan uzmanların katılımını sağlamak, ortak tartışmalar ve sonuçlar üretmek.

  • Eğitim çalışmaları- ( karar alma, mekanizmaları, inisiyatifler vb konularda)

Kooperatif modelleri, gıda ve tarım politikaları, örgütlenme süreçleri hakkında ortak eğitim çalışmaları yapmak, beraber öğrenmek.

  • Kamuoyunu bilgilendiren yazılı ve görsel bilgilendirici dokümanların birlikte hazırlanması

Zaman zaman, ortak gündemler etrafında beraber çalışmalar yapmak, bunun için ortak materyaller hazırlamak ve bunları beraber yaygınlaştırmak.

  • Çeşitli yerlerde devam eden grev ziyaretleri

Toplumsal dayanışma ilkesi uyarınca, halihazırda devam eden çeşitli grevlere dayanışma amaçlı ziyaretler düzenlemek, başka tür dayanışma biçimleri üretmek.

  • Periyodik aralıklarla bir araya gelecek koordinasyon oluşturmak

Ortak çalışmaları koordine etmek ve yeni çalışmalar üretmek, ayrıca birbirine yakınlaşmak ve birlikteliği güçlendirmek amacıyla koordinasyon toplantıları düzenlemek. Şimdilik 2 ayda bir yapılması planlanmakta.

  • Çalışma Grubunu gelecek sene de yapmak

Gelecek sene yapılacak çalışma grubunda Kongre’nin yemek organizasyonunu daha farklı yapması için görüş bildirmek- doğrudan üreticiden alınan ürünlerle kolektif yemek hazırlığı organize edilmesine destek sunmak.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s